günün birinde çıkıp gelip beni bulacağını biliyordum. onun kalbini taşıyan başka bir beden(!) bu fikir zoruma gidiyordu, buralardan kaçıp gidecek kadar.
gözlerime değil içime bakıyordu adeta. kalbimin atarlı tavırları göğüs kafesimi zorluyordu, o gittikten sonra daha da canıma okuyacaktı. seslenmedim.
zaten her şeye bu kadar anlam yüklemeye meraklı olmasak o kalbi -gerçeğini yani- tutardım yanımda.
onun göğsüne yattığımda dinlediğim o kalp atışlarının başka göğüse transferi tüm bunları gerçeklikten uzaklaştırmakla kalmıyor seni bu dünyadan alıp öbür dünyaya sonra başka yerlere götürüyordu,cennet değil cehennem de değil, hayır araf filan da değil.
anne karnı gibi,bilinen ama bilinmeyen bir yere.
zaten her şeye bu kadar anlam yüklemeye meraklı olmasak o kalbi -gerçeğini yani- tutardım yanımda.
sigara yaktı usulca. ellerini izledim.
onu izledim, böylesine berrak teninden geçen damarları.
kokusunu merak ettim. hayır sapıkça değil. gayet içgüdüsel. evet hala sapıkça değil.
durdum.
o yeni bir sigara yakarken
biraz daha yorulacak olan kalbine acıdım, gerçeğine yani.
içinden çıkan dumanlar, o nefret ettiğim koku, bu kez giysilerime değil içime işliyordu.
ruhuma işliyordu.
kararıyordu.
kısalıyordu.
beni zorluyordu.
oysa sorduğum zaman, sadece kalbimi istiyordu.